#
ÇALIŞMA ALANLARI
Makaleler

Kamulaştırma

KAMULAŞTIRMA

Kamulaştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının görevlerini yürütmek amacıyla ihtiyaç duydukları gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki taşınmazların, kaynaklarınve irtifak haklarınınkamu yararının gerektirdiği durumlarda bedeli mukabilinde kamu eline geçirilmesi olarak ifade edilebilir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin belirlenme usullerini, taşınmaz malın ve irtifak hakkının kamu idareleri adına tescilini, kamulaştırılan fakat amacı doğrultusunda kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenlemektedir.

Bu Kanun dışında farklı özel kanunlarında kamulaştırma yetkilerinin kullanımı konusunda ilgili kamu idarelerine yetki tanındığı görülmektedir. Özel kanunlarına dayanılarak gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri adına yapılacak kamulaştırmalarda da, 2942 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaktadır.

Kamulaştırma Süreci

Kamulaştırma Kanununda idari süreç, yargılama süreci, bedel belirlenmesi, geri alma süreci, acele kamulaştırma süreci, kamu idareleri arasında devir süreci olmak üzere bir çok farklı usul öngörülmüştür.

Kamulaştırma öncesinde kamu yararı kararı alınması ya da kamu yararı yerine geçecek plan ve projelerin bulunması gerekmektedir. Sonrasında takdir komisyonu kurulması, taşınmazın tahmini bedelinin belirlenmesi, maliklerin pazarlığa davet edilmesi, tapu tescil davası açılması, taşınmazın bedelinin Mahkemece belirlenmesi, idari yargıda iptal davası açılması, tapuya tescil, amacı doğrultusunda kullanılmaması halinde geriye alım hakkının kullanılması şeklinde bir süreç işlemektedir.Acele kamulaştırma, kamu idareleri arasında devir ise farklı kamulaştırma uygulamalarıdır.

Kamu Yararı Kararı

Kamu yararı kavramı, niteliksel ve niceliksel açıdan farklı anlamlarda yorumlanmaktadır. Uygulamada ve teoride ortak bir tanım üzerine uzlaşıldığını ifade etmek mümkün değildir.

Kamu idarelerinin özel kanunlarında öngörülen sorumluluklarını yerine getirirken ihtiyaç duydukları taşınmazların kamu eline geçirmelerinde kamu yararının bulunduğu kabul edilir.Bu konuda değerlendirme yapma yetkisi uygulamayı yapan idarelere ve Mahkemelere kalmaktadır. Kamu idarelerince 2942 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yetkili organlarca kamu yararı kararı alınmakta, Mahkemelerce de bu alınan karar üzerinden kamusal yararın varlığı konusunda hukuki denetim yapılmaktadır.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunda imar planları ve bakanlıklarca onaylı projeler ayrıcalıklı bir konumda öngörülmüştür. Bu tarz bir planlama ve projenin varlığı halinde ayrıca bir kamu yararı kararı alınma gerekliliği bulunmamaktadır. Anılan projelere ve planlara dayalı olarak yetkili organlarca kamulaştırma kararı alınarak uygulamaya geçilmektedir.

Uygulamada daha çok plan ve projelerin hayata geçirilmesi aşamasında kamulaştırma kararlarıyla karşılaşılmaktadır. Örneğin kentsel alanların neredeyse tamamına yakın kısmında imar planlarına dayalı olarak kamulaştırma kararları alınmakta, bunun dışında kentsel alanların dışında kalan alanlarda ise enerji nakil hatları, kanal projeleri, yol projeleri gibi projelere dayalı olarak kamulaştırma uygulamalarının yapıldığı görülmektedir. Bu anlamda kamusal yararın varlığı proje ve imar planları üzerinde yapılan yargısal denetimlerle ortaya konulmaktadır.

Kamu Yararı Kararı Alınması

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 5. maddesinde kamu yararı kararı verecek merciler belirtilmiştir. Bu maddeye görekamu yararı kararı verecek merciler şunlardır:

“a) Kamu idareleri ve kamu tüzelkişileri;

  • 3 üncü maddenin ikinci fıkrasında sayılan amaçlarla yapılacak kamulaştırmalarda ilgili bakanlık,
  • Köy yararına kamulaştırmalarda köy ihtiyar kurulu,
  • Belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni,
  • İl özel idaresi yararına kamulaştırmalarda il daimi encümeni,
  • Devlet yararına kamulaştırmalarda il idare kurulu,
  • Yükseköğretim Kurulu yararına kamulaştırmalarda Yükseköğretim Kurulu,
  • Üniversite, Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulları,
  • Aynı ilçe sınırları içinde birden çok köy ve belediye yararına kamulaştırmalarda ilçe idare kurulu,
  • Bir il sınırları içindeki birden çok ilçeye bağlı köyler ve belediyeler yararına kamulaştırmalarda il idare kurulu,
  • Ayrı illere bağlı birden çok kamu tüzelkişileri yararına kamulaştırmalarda Cumhurbaşkanı, 
  • Birden çok il sınırları içindeki Devlet yararına kamulaştırmalarda Cumhurbaşkanı.

b) Kamu kurumları yararına kamulaştırmalarda yönetim kurulu veya idare meclisi, bunların olmaması halinde yetkili idare organları,

c) Gerçek kişiler yararına kamulaştırmalarda bu kişilerin, özel hukuk tüzelkişileri yararına kamulaştırmalarda ise; yönetim kurulları veya idare meclislerinin, yoksa yetkili yönetim organlarının başvuruları üzerine gördükleri hizmet bakımından denetimine bağlı oldukları köy, belediye, özel idare veya bakanlık”kamu yararı kararı alacak merciler olarak belirlenmiştir.

Kamu Yararı Kararının Onaylanması

Kanunun 6. maddesinde ise alınan kamu yararı kararının onay mercileri öngörülmüştür. Buna göre kamu yararı kararı;

  • “Köy ihtiyar kurulları ve belediye encümenleri kararları, ilçelerde kaymakamın, il merkezlerinde valinin,
  • İlçe idare kurulları, il daimi encümenleri ve il idare kurulları kararları, valinin,
  • Üniversite yönetim kurulu kararları, rektörün,
  • Yükseköğretim Kurulu kararları, Kurul başkanının,
  • Türkiye Radyo – Televizyon Kurumu yönetim kurulu kararları, genel müdürün,
  • Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu kararları, Yüksek Kurum Başkanının,
  • Kamu kurumları yönetim kurulu veya idare meclisleri veya yetkili idare organları kararları, denetimine bağlı oldukları bakanın,
  • Gerçek kişiler veya özel hukuk tüzelkişileri yararına; köy, belediye veya özel idarece verilen kararlar, valinin,”

onayı ile tamamlanır.

Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez.

Kamu Yararı Kararı Kararına Hangi Aşamada İptal Davası Açılabilir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme” başlıklı 14. maddesine göre,idare mahkemelerinde dava konusu edilen idari işlemlerin kesin ve icrai işlemler olup olmadığı yönünden incelenmesi gerekmektedir. Bu inceleme sırasında dava konusu edilen işlemin kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olmaması halinde aynı Kanunun 15/b maddesi uyarınca davanın reddine karar verileceği öngörülmüştür.

Bu anlamda kamu yararı kararının kesin ve icrai bir işlem olup olmadığı değerlendirilmelidir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda kamu yararı kararı alınarak onaylanması sonrasında uygulanması gerekli idari ve yargısal süreçlerin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Kamu yararı kararının dava konusu edilmesi ile ortaya çıkan uyuşmazlıklarda Mahkemelerce kamu yararı kararlarının Kanunda öngörülen süreçler tamamlanmadan dava konusu edilmesi halinde  kesin ve yürütülebilir bir işlem olarak görülmediği anlaşılmaktadır. 

Buna göre kamu yararı kararı alındıktan sonra takdir komisyonu kurulmalı, taşınmazın tahmini bedeli belirlenmeli, malikler anlaşmaya çağırılmalı, anlaşma sağlanamaması halinde idarece Asliye Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunularak taşınmazın bedelinin tespiti ve tapu tescili davası açmalı, Asliye Hukuk Mahkemesince hazırlanan meşruhatlı davetiye maliklere tebliğ edilmelidir.

İdare yargı mercilerince verilen kararlarda kamu kurumlarınca yapılan başvuru üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince hazırlanan meşruhatlı davetinin tebliği öncesinde kamu yararı kararlarının kesinleşmediğinin kabul edildiği görülmektedir.

İstisnai durumlarda, idari yargı mercileri dava konusu edilen işlemin dava devam ederken kesinleşmesi halinde davayı incelemeye devam etmekte uyuşmazlığın esası hakkında karar vermektedir.

Bu anlamda, malikler tarafından kamu yararı kararı alındıktan sonra anlaşma yapmak üzere gönderilendavetiye yazısının tebliği üzerine dava açıldığında, bu dava erken açılan dava niteliği taşımış olacaktır. Mahkemece ilk inceleme aşamasında davanın reddine karar verilebilecektir. Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesince hazırlanacak meşruhatlı davetiyenin beklenmesi ve tebliği sonrasında dava açılması gerekmektedir.

İdarece dava devam ederken anlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapılmış olması ve meşruhatlı davetiyenin dava devam ederken tebliğ edilmesi halinde de, idari işlemin kesinleştiği, esası hakkında karar verilmesi gerektiği yolunda idari yargı kararları bulunduğu da ifade edilmelidir. 

Kamulaştırmada Pazarlığa Davet Süreci

Kamu yararı kararı alınması ve onaylanması sonrasında idarece malikler belirlenerek tapu kayıtlarına şerh düşürülmesi için Tapu Müdürlüğüne başvuruda bulunulur. İdare tarafından, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinir. Şerhin silinmemesi halinde dava açılarak silinmesi sağlanabilir.

Öncelikle Kanunun 8. maddesine göre taşınmazın anlaşma yoluyla satın alınması süreci işletilmelidir. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. Ayrıca idare, tahmin edilen bedel üzerinden pazarlıkla satın alma ve trampa işlemlerini yürütmek ve sonuçlandırmak üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla uzlaşma komisyonunu görevlendirir.

İdare, kıymet takdir komisyonunca tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz mal, kaynak veya bunların üzerindeki irtifak haklarının bedelinin peşin veya bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılıyor ise, bu fıkradaki usullere göre taksitle ödenmesi suretiyle ve pazarlıkla satın almak veya idareye ait bir başka taşınmaz malla trampa yoluyla devralmak istediğini resmi taahhütlü bir yazıyla malike bildirir.

Malik veya yetkili temsilcisi tarafından, bu yazının tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malı pazarlıkla ve anlaşarak satmak veya trampa isteği ile birlikte idareye başvurulması hâlinde; komisyonca tayin edilen tarihte pazarlık görüşmeleri yapılır, tespit edilen tahminî değeri geçmemek üzere bedelde veya trampada anlaşmaya varılması hâlinde, yapılan bu anlaşmaya ilişkin bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak malikin ferağ beyanı ve tapuda idare adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır.

Anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde Kanunun 10 uncu maddesine göre idarece Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmaz bedelinin belirlenmesi ve taşınmazın tapuya idare adına tescili istemiyle dava açılır.

Asliye Hukuk Mahkemesinde Dava Açılması

Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine göre, Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, elindeki bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de bildirilir.

Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta;

  • Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü. b)Malik veya maliklerin ad ve soyadları,
  • Kamulaştırmayı yapan idarenin adı,
  • 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri,
  • Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği,
  • 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği,
  • Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı,
  • Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği,

belirtilir.

Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve gereğince işlem yapar.

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar.

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

İdare Mahkemesinde İptal Davası Açılması

Malikler taşınmazlarının kamulaştırılmasında sorun görmüyor ise fakat taşınmazın belirlenen bedeli konusunda sorun yaşıyorlarsa, idare tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan bedel tespiti ve tescil davasında, ilk duruşmada ya da bilirkişi incelemesi sırasında bedele ilişkin itirazlarını dile getirebilir, ayrıca düzenlenen bilirkişi raporuna itiraz edebilirler.

Ancak malikler taşınmazlarının kamulaştırılmasını istemiyorlar ise, Asliye Hukuk Mahkemesince düzenlenen meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemelerinde kamu yararı/kamulaştırma kararının iptali istemiyle iptal davası açmalıdır.

Kamulaştırma Kanununa göre, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.

İdare Mahkemelerinde Hangi İşlemin/İşlemlerin İptali Talep Edilmelidir?

Kamulaştırma uygulamalarına yönelik olarak malikler tarafından meşruhatlı davetiyenin tebliği üzerine idare mahkemelerinde iptal davası açılması düşünülüyorsa, bu davanın konusu doğru belirlenmelidir. Aksi halde basit bir hata nedeniyle amaçlanan sonuç elde edilemeyecektir.

Hak sahipleri tarafından öncelikle kamulaştırma işlemlerinin dayanakları tespit edilmelidir. Bu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından gönderilen meşruhatlı davetiyede ek olarak gönderilebileceği gibi sadece ifade de edilmiş olabilir. Bu anlamda, kamulaştırma işleminin dayanağından herhangi bir imar planı ya da proje söz konusu değil ise sadece kamu yararı/kamulaştırma kararının iptali istemiyle dava açılabilir. Ancak kamulaştırma işlemi imar planına dayalı olarak yapılıyor ise hak sahipleri tarafından dayanağı imar planının da iptalini talep etmek gerekecektir.

Örneğin, belediye tarafından nazım ve uygulama imar planında park alanı olarak öngörülen bir taşınmazın kamulaştırılması amacıyla alınan belediye encümeni kararı doğrultusunda Asliye Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunulmuş, Mahkemece de belediye encümeni kararı dava dilekçesine eklenilerek maliklere gönderilmiş olabilir. Bu tarz bir durumda ayrıca kamu yararı kararı alınmamış, belediye encümenince taşınmazın kamulaştırılması yolunda karar alınmış olacaktır. Maliklerce sadece kamulaştırmaya dair belediye encümeni kararı idare mahkemesinde iptal davasına konu edilirse Mahkemece taşınmazın imar planında park alanı olarak öngörüldüğü, davacılar tarafından imar planının dava konusu edilmediği, kamulaştırma işleminin dayanağı imar planına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilecektir.

Bu anlamda, kamulaştırma işleminin dayanakları belirlenerek dava konusu edilecek ise dayanaklarıyla birlikte dava konusu edilmelidir. Hatta bu örnekte dayanak olarak sadece uygulama imar planının iptalini talep etmek dahi yeterli olmayacak nazım imar planının da iptalini talep etmek gerekecektir. 

Bakanlıkça onaylı bir proje kapsamında kamulaştırma yapılıyor olması halinde ise, kamulaştırma işlemi de dayanağı proje ile birlikte dava konusu edilmelidir. Hatta bu durumlarda idarelerce kamu yararı kararı alınma gereği bulunmadığı gibi projeler de Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemekte, davacılara dilekçe ekinde sadece uygulamaya geçilmesine yönelik kamulaştırma kararı tebliğ edilebilmektedir. Malikler tarafından çoğunlukla sadece kamulaştırma kararının iptali talep edilmekte, idare mahkemelerince de dayanağı projeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmektedir. 

Projeye dayalı kamulaştırmalarda, idari yargı mercileri tarafından daha önceki yıllarda yapılan yargısal denetimlerde kamu yararı olarak kabul edilen proje dava konusu edilmese de esas yönünden incelenerek projede kamu yararı bulunup bulunmamasına göre kamulaştırma işleminin hukukiliği değerlendiriliyordu. Bu konuda projenin ilan ve tebliğinde zorunluluk olmaması, herhangi bir şekilde malikler tarafından bilinmemesi, öğrenilmemesi gibi durumlar dikkate alınıyordu. Ancak son yıllardaki kararlarında projenin de ayrıca iptal davasına konu edilmesi gerekliliğini aramaktadır.

Farklı bir örnek olarak; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu uyarınca tescilli eser olarak belirlenen bir taşınmazın kamulaştırılmasının iptali talep edilecekse dayanağı tescil işlemine dair koruma kurulu kararının da dava konusu edilmesi gerekebilir.

Bu nedenle, idare mahkemelerinde iptal davası açılırken kamulaştırma işleminin dayanağı idari işlemlerin de dava konusu edilmesi gerekebilir.

Kamulaştırma Kararlarına İdare Mahkemelerinde Dava Açma Süresi

Kamu idareleri tarafından alınan kamu yararı ve kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle hak sahipleri tarafından, idarelerce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan bedel tespiti ve tapu tescili davasında Mahkemece hazırlanan meşruhatlı davetiyenin tebliğ tarihinden itibaren, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir.

Kısmi Kamulaştırma

Davalı idarelerce alınan kamulaştırma kararına konu taşınmazın kamulaştırma dışında kalan kısmına yönelik olarak, imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde;kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olanlarının eski nitelikleri dairesinde kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur.

Ancak, bir kısmı kamulaştırılan taşınmaz maldan artan kısmı yararlanmaya elverişli bir durumda değil ise, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin en geç kamulaştırma kararının tebliğinden itibaren otuz gün içinde yazılı başvurusu üzerine, bu kısmın da kamulaştırılması zorunludur.

Mal Sahibinin Kamulaştırılan Taşınmazı Geri Alma Hakkı

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 23. maddesine göre, kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bu maddede öngörülen süreleri hak düşürücü süreler olarak kabul etmektedir. Örneğin, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2015/16600E. ,2015/22875K. sayılı kararı bu yöndedir.

Kamulaştırma KararınaNasıl Dava Açılabilir?

Kamulaştırma işlemleri idare hukukunda bireysel idari işlemler olarak kabul edilir. Kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle 2942 sayılı Kanun gereği 30 gün içerisinde taşınmazın bulunduğu yer İdare Mahkemesine dava açılabilir. Dava açma ehliyeti de 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14. maddesi ile 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi çerçevesinde değerlendirilir. Ayrıca 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14. maddesinde maliklerin ve mirasçıların dava hakkının bulunduğu ifade edilmektedir.

Dava dilekçelerinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3. maddesine uygun olması gerekmektedir. Aksi halde idare mahkemesince ilk inceleme aşamasında 2577 sayılı Kanunun 15/d. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilebilir. Böyle bir durumda eksiklikler 30 gün içerisinde giderilerek yenileme dilekçesi verilmelidir.

Kamulaştırma kararlarının iptali istemiyle açılacak davalarda hazırlanacak dilekçelerin 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine de uygun olması gerekir. Aksi halde Mahkemece yine 2577 sayılı Kanunun 15/d. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilecektir. Buna göre menfaat birlikteliği olan kişiler tek dilekçe ile dava açabilirler. Menfaat birlikteliği olmaması halinde ayrı ayrı hazırlanacak dilekçelerle ayrı ayrı dava açılmalıdır. İki farklı işlemin birlikte dava konusu edilmesi durumu da bu madde çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kamulaştırma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, dava dilekçelerinde 2577 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma kararının yürütülmesinin durdurulması talep edilebilir. Yürütmenin durdurulması talebi idare mahkemelerince dava dilekçesi savunmaya çıkartılmadan değerlendirilebildiği gibi, savunma alınması ve bilirkişi incelemeleri sonucunda hazırlanan raporlara dayalı olarak da değerlendirilebilmektedir.Kamulaştırma davalarında yürütmenin durdurulması müessesesi adli yargıda devam eden kamulaştırma sürecini de etkilediği için önemlidir. İdare Mahkemelerinde dava açılması, yürütmenin durdurulması kararı verilmesi Asliye Hukuk Mahkemesinde devam etmekte olan davanın seyrini davacı lehine değiştirebilecektir. Kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açılan davalarda verilen mahkeme kararlarına karşı dava konusu işlemin niteliğine göre istinaf ve temyiz yoluna başvurulabilir