#
ÇALIŞMA ALANLARI
Haberler

AİHM-İnsan Hakları

ÖNEMLİ NOT !!!

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine makul sürede yargılanma ile ilgili yapılan başvurulara ilişkin 19 ocak 2013 tarihinde resmi gazetede ; 19 şubat 2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun yayınlanmıştır.Bu kanun milad niteliğinde önemli gelişmeler içermektedir.Şöyle ki;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 23 eylül 2012 tarihine kadar yapılmış başvuruları kapsar.

Bu kanunun yürürlüğe girdiği 19 şubat 2013 tarihinden itibaren 6 ay içinde başvuru yapılma zorunluluğu getirilmiş. Bu süre hakdüşürücü süre. O yüzden çok dikkat edilmesi gerekmekte. Kısaca bu süre içerisinde 23 eylül 2012 tarihine kadar AİHM ne  yukarıda belirtilen sebepler ile yapılmış olan başvurulara ilişkin Türkiye Cumhuriyeti, bana 6 ay içerisinde başvurun, tazminatlarınızı ben ödeyeyim diyor.Bunun için AİHM ne yapmış olduğunuz başvuru formunuz, başvuru numaranız ve AİHM ne sunmuş olduğunuz delillerinizi sunmanız yeterli. Bu gelişme ile Avrupa önündeki başvurularımızın büyük bir bölümü azalacaktır.

1950 yilinda Avrupa Konseyi bünyesinde hazirlanan Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi basta yasama hakki; iskence yasagi; adil yargilanma hakki; düsünce, din ve vicdan özgürlügü, düsünceyi açiklama özgürlügü olmak üzere insan haklarini ve temel özgürlükleri korumayi amaçlamaktadir. Bu kapsamda Avrupa Insan Haklari Mahkemesi ne devletler basvuru yapabildikleri gibi haklari ihlal edilen bireyler de sahsen basvuru yapma imkanina sahiptir. Yasama hakkinin ve iskence yasaginin ihlali durumlarinda acil bireysel basvuru söz konusu olup, bu tür durumlarda Mahkeme en kisa sürede basvuruyu degerlendirip karar vermektedir. Diger hak ihlallerinde ise Mahkeme ye basvuruda bulunabilmek için; iç hukuka ait tüm basvuru yollarinin tüketilmis olmasi, iç hukuk yollarinin tüketilerek elde edilen kesin karar tarihinden itibaren alti aylik hak düsürücü sürenin geçmemis olmasi, iç hukuk yollarinin etkili olmamasi halinde olay veya islemin ögrenilmesinden itibaren alti aylik sürenin geçmemis olmasi, basvurucunun açik kimlik bilgilerinin yer almasi, basvurunun daha önce incelenmis bir basvuru ile ayni olmamasi, baska bir uluslar arasi sorusturma ve inceleme merciine veya uluslar arasi bir mahkemeye sunulmamis olmasi, basvurunun açikça temelden yoksun olmamasi, basvuruda hakkin açikça kötüye kullanilmamasi, basvurunun sözlesme ile bagdasir nitelikte olmasi gerekmektedir.

 

 

AİHM ne ülkemizden giden başvuraların büyük bir bölümünü mülkiyet hakkı ihlalleri oluşturmaktadır.Genel anlamda bu başvurular; AİHS EK 1 NOLU PROTOKOL de düzenlenen mülkiyet hakkı Türkiye devleti tarafından vatandaşlarının mülkiyet haklarını kullanmalarını engellemek suretiyle ihlal edildiğinden AİHM ne gitmektedir.
AİHS ‘ne göre mevcut mülkiyet hakkı AİHS’nin koruması altındadır. Şöyle ki;
Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Mülkiyet hakkı, gerçek ve özel tüzel kişiler için koruma altındadır. Mülkiyet hakkını düzenleyen madde, üç belirgin kuraldan oluşmaktadır :
1- Genel özellik taşıyan birinci kural, mal ve mülkün dokunulmazlığı ilkesine dayalıdır.
2- Mal ve mülkten yoksun bırakılma ve koşulları
3- Devletlerin, genel çıkarlar doğrultusunda gerekli görülen kanunları uygulamak suretiyle mülkün kullanımını kontrol etme yetkisi
Mal ve mülkün uzun süre kullanımdan yoksun bırakılma hali, önlemler daha sonra kaldırılsa dahi, mülkiyet hakkı ihlâline sebebiyet verebilir.
İç hukuk yollarının tüketilmesi şartı : AİHM ne başvuru şartları arasında başvurucunun bulunduğu ülkedeki tüm iç hukuk yollarını tüketmesi yer almaktadır.Ancak bu kuralın iki istisnası bulunmaktadır.

1-Ülkede iç hukuk yollarına başvuru etkisiz ise ( yani ne olursa olsun o ülkede ihlale konu olaya ilişkin davalar hep reddediliyorsa)

2-Ülke de süregelen bir adet ve yerleşmiş bir uygulamadan dolayı başvuru reddedilecekse (Örneğin askerlik görevini ifa eden bir erin disco tabir edilen askeri hapishanede, bir yargı makamı tarafından verilmiş bir hapis cezası olmamasına rağmen zorla ve cebren tutulması olayında; hak ihlaline uğraya er, askeri mahkemelerde hakkını arasa da askeri mahkemeden red cevabı alacağı yerleşmiş bir uygulamadır.)

Bu iki istisna durumunda başvurucu, sözleşmeye taraf ülkede uğradığı hak ihlali nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmeksizin direk AİHM ne başvurup süreyi kısaltabilir.

 

*avrupa insan hakları mahkemesi avukatı