#
ÇALIŞMA ALANLARI
Haberler

AYM’den Orman Kanunu’na kısmi iptal

Anayasa Mahkemesi, Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı ilânına itiraz olmaması halinde kesinleşeceğine ilişkin düzenlemeyi hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı buldu.

Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun, 5 Kasım 2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Düzenlemeyi Anayasaya aykırı bularak iptal eden Yüksek Mahkemenin 6 ay sonra yürüğü girecek kararının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanaklara karşı maddede belirtilen bir aylık süre içinde itiraz olmaz ise komisyon kararlarının kesinleşeceği, aynı maddenin dördüncü cümlesinde ise bu sürenin hak düşürücü süre olduğunun hükme bağlandığının anımsatıldığı gerekçede, bir aylık hak düşürücü sürenin, tapulu gayrimenkullerde orman kadastro tutanaklarına itiraz süresi olduğu, sürenin geçirilmesinin bu tutanakların kesinleşmesine yol açtığı, tapusuz gayrimenkullerde mülkiyet hakkından doğan dava hakkının ortadan kalkmasına neden olduğu ve mülkiyet hakkına dayalı dava açma süresi hâline geldiği vurgulandı.

ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLER, TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ EN GENİŞ ÖLÇÜDE SAĞLAR

Çağdaş demokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alan rejimler olduğunin belirtildiği gerekçede, “Temel hak ve özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi güvenceler hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabilirler” denildi. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olmasının düşünülemeyeceğinin ifade edildiği gerekçede, “Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir” değerlendirmesine yer verildi.

KİŞİSEL YARAR İLE KAMU YARARI ARASINDAKİ DENGE BOZULUYOR

Süre sınırlamasının, kamu düzeniyle ilgili olan kadastro işlemlerinin hızlandırılmasını ve düzenli bir tapu sicilinin oluşmasını amaçladığının anlaşıldığı bilgisine yer verilen gerekçede, orman kadastro tutanaklarının her an dava tehdidi altında bulunmasının, tutanakların kesinleşmesine engel olarak kamu hizmetinin aksamasına neden olacağı ve açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu ifade edildi. Gerekçede, tutanakların askı suretiyle ilan edilerek başlayan ve ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu kabul edilen bir aylık hak düşürücü sürenin, tapusuz gayrimenkul sahiplerinin kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açma hakkını ortadan kaldırdığı ve kişilerin mülkiyet haklarının sona ermesine sebep olduğu vurgulandı. Gerekçede, düzenlemenin kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozduğu, hak arama özgürlüğünün ve mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırdığı, hakkın özüne dokunarak kullanılamaz hale gelmesine yol açtığı belirtildi