#
ÇALIŞMA ALANLARI
Haberler

Ceza Hukuku

Ceza Hukuku alaninda deneyimli olan büromuz sorusturma ve kovusturmanin her evresinde müsteki, magdur, süpheli ve sanik müvekkillerine hizmet sunmaktadir. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili diger ceza mevzuati kapsaminda;

- Ceza Hukuku nun her alaninda suç duyurusunda bulunma ve sorusturma asamasinda dosya takibi

- Ekonomik suçlara dair ceza davalari

- Sahtecilik, dolandiricilik – Bilisim suçlari

- CMK 250. madde kapsaminda yer alan örgütlü suçlar

- Çocuk ve Çocuk Agir Ceza Mahkemeleri nin görev alanina giren suçlar

- Fikri Sinai Haklar Ceza Mahkemesi nin görev alanina giren suçlar

- Uzlasma

HAKARET SUÇU

İfade özgürlüğü kapsamında insanlar kendilerini istedikleri biçimde ifade edebilirler. Eleştiri hakkı kapsamında açıklamalarda bulunabilirler. Fakat ifade özgür­lüğü ve eleştiri hakkı başkalarının saygınlıklarını sarsabilecek nitelikteki açıklamaları, fiilleri kapsamaz. Bu nedenle ceza kanunumuzda kişilerin saygınlıklarını sarsan bu tür fiiller yasaklanmıştır.

Hakaret Suçu TCK’da şerefe karşı suçlar başlığı altında ele alınmıştır.

Hakaret Suçunun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, suç ihdas etmek suretiyle korunma altına alınmak istenen hukuki menfaattir. Hakaret suçunun hukuki konusu bireyin toplum içindeki itibarı, onurudur. Zaten bu suç şerefe karşı suçlar başlığı altında ele alınmış ve korunmak istenen hukuki menfaatin bireyin şerefi olduğu ortaya konulmuştur.

Suçun Faili

TCK m. 125’te “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi…” şeklinde bu suçun faili ele alınmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret suçunun faili ancak gerçek kişi olabilir tüzel kişiler bu suçun faili olamazlar.  Tüzel kişinin yetkili temsilcilerinin gerçekleştirdikleri hakaret fiillerinden dolayı tüzel kişi sorumlu olmaz. Bu suçu işleyen gerçek kişi temsilciler sorumlu olur.

Suçun Mağduru

Hakaret suçunun mağduru herhangi bir kişi olabilir. İlgili suçun mağduru olabilmek bakımından herhangi bir özellik aranmamıştır. Çünkü hukuk düzeni herkesin birey olarak kişilik haklarını, itibarını korumak durumundadır. Bu suç açısından mağdurların sosyal konumları önem arz etmemektedir. Hakaret suçu ile tüm bireylerin şeref saygınlığını korumaktadır. Suçun faili gibi mağduru da yalnızca gerçek kişiler olabilir.

Suçun Maddi Unsurları

  • Hareket

Hakaret suçu serbest hareketli bir suçtur, bu nedenle herhangi bir biçimde işlenebilir. Hareketin özel bir biçimde yapılması aranmamıştır. Yapılan davranışlarla mağdurun saygınlığının zarara uğratılmaya çalışılması, itibarının sarsılmaya çalışılması yeterlidir. Bu suç kanunun lafzından da anlaşılabileceği üzere bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle işlenebilir.

  • Hakaret Suçu Mağdurun Yüzüne Karşı ve Yokluğunda İşlenebilir

Hakaret fiili mağdurun yüzüne karşı, huzurunda işlenebilir. Genel olarak hakaret suçu bu şekilde işlenmektedir. Hakaret suçunun yüze karşı işlenmesi halinde mağdur saygınlığına, şerefine yönelik sözleri, davranışları gerçekleştirildiği anda görmüş, öğrenmiş olacaktır.

TCK m.125/2’de “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.” denilmektedir. Yani hakaret fiili mağduru mu­hatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle de işlenebilir. Hakaret içeren mail yollanması, telefonda hakaret edilmesi gibi. Bu durumda da fail huzurda hakaret hükümlerine göre cezalan­dırılacaktır.

Mağdurun hakaret ve sövme içeren davranışa, söze bizzat muhatap olmadığı du­rumlarda saygınlığı başka kişiler nezdinde zedelenmiş olacağından bu durum da hukukumuzda suç olarak düzenlenmiştir. Failin gıyapta hakaretten dolayı cezalandırılabilmesi için suçu oluşturan fiilin en az üç kişiyle ihtilat ede­rek gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Fail ve iştirakçilerin sayısı bu sayıya dâhil değildir. Yani iltihat için aranan üç kişi fail ve ona iştirak edenler dışında olmalıdır. Bu kişilerin mağdura hakaret edildiğini bilmesi, öğrenmesi, anlaması gerekmektedir.

Suçun Manevi Unsuru

Hakaret suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Fail, mağdurun şerefini sal­dırıya uğramayı amaçlamalı, itibarını sarsmayı istemelidir. Yani fail, davranışının mağdurun onur, şeref ve saygınlığını zedeleyebileceğini bilmeli ve bunu istemelidir.

Bu suçun oluşabilmesi için failin eyleminin;

  • Düşünceyi Açıklama ve Eleştirme Hakkı
  • Basının Haber Verme Hakkı
  • Dilekçe İhbar ve Şikâyet Hakkının Kullanılması
  • İddia ve Savunma Dokunulmazlığı kapsamında kalmaması gerekmektedir.

Suçun Nitelikli Halleri

Hakaret suçunun,

Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi,

Mağdurun dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı işlenmesi,

Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi,

Suçun alenen işlenmesi halleri kanunda nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Bu haller basit hakaret suçuna kıyasla daha ağır yaptırıma tabi tutulmuştur.

RESMİ VE ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇLARI

Sahtecilik suçları 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” isimli 4. Bölümünde, 204-212. maddeler arasında düzenlenmiştir.

Resmi ve Özel Belgede Sahtecilik Suçları İle Korunan Hukuki Yarar

Bu suçların maddi konusunu belge oluşturmaktadır.  Belge dediğimiz kavram hukuki ilişki tesis edilmesini, bu hukuki ilişkilerin yürümesini sağlayan, bunların varlık ve içeriklerini kanıtlayan, delil niteliği olan evraklardır. Taraflar aralarında kurmuş oldukları hukuki ilişkinin varlığını, bundan doğan hak ve borçları, sona erdirilmesine dair hususları ispat aracı olan belgelerle ortaya koymaktadırlar. (Kanunen bazı hallerde o işlemin geçerli olarak kurulabilme şartı olarak da belli şekilde düzenlenme aranabilir.) Bu nedenle toplum tarafından bu tarz belgelere güven duyulmaktadır. Sosyal, ekonomik ilişkilerin yürütülebilmesi için de bu zorunludur. Belgeye dair toplumda oluşan bu güvene ‘kamu güveni’ denilmektedir. Kanun koyucu tarafından gerek özel belgede gerek resmi belgede sahtecilik suçlarının ihdas edilmesindeki amaç belgelerin toplum nezdinde sahip olduğu güveni sarsabilecek fiilleri cezalandırarak bu kamu güveninin korumayı sağlamaktır. Yani bu suçlar ile korunan hukuki yarar kamu güvenidir.

Yargıtay CGK. 6.3.2007, 276/55 sayılı kararında bu hususu şu şekilde belirtmiştir;

“Evrakta sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamu güvenidir. Belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye ekleme yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılmıştır.

 

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU

Suçun Faili ve Mağduru

TCK m. 204 göre; “Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

           

İlk fıkra kapsamında suç ele alındığında bu suç herkes tarafından işlenebilir. İkinci fıkra ise özgü suç olarak düzenlenmiştir. İkinci fıkraya göre suçun faili yalnızca kamu görevlisi olabilir. Yani kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçunu göreviyle bağlantılı olarak işlemesi halinde, 204/2. maddedeki suç meydana gelir. Fail kamu görevlisi olmasına rağmen suçu göreviyle bağlantılı olmaksızın işlerse 204. maddenin ilk fıkrası ile sorumlu tutulur. Kamu görevlisi niteliğini haiz olamayanlar ise sadece 204/1 kapsamında bu suçu işleyebilirler. 2. fıkra bakımından ise özgü suç olduğundan ancak suçun azmettireni ya da yardım edeni olarak sorumlu tutulabilir.

Suç kamu güvenine karşı işlendiğinden mağdur toplumdur. İlgili kişiler ise suçtan zarar gören konumundadırlar.

 

Suçun Maddi Unsurları

  • Belge           

Ceza hukukunda belge, hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş irade beyanını içeren ve düzenleyicisinin kim olduğu anlaşılabilen, yazılı evraktır.

Resmi belge ise kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenen, kanun gereği öngörülmüşse, usul ve şekil kurallarına uygun oluşturulmuş olan belgedir. Bazı belgeler ise aranan zorunlu unsurları taşımadıkları için resmi belge olmasalar da kanun gereği resmi belge hükmünde olup bunlar hakkında da resmi belgede sahtecilik suçu işlenebilir. TCK m. 210 uyarınca resmi belge hükmünde belgeler;  “Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” denilmek suretiyle tespit edilmiştir.

  • Hareket

Herkes tarafından işlenebilecek m.204/1 uyarınca hareket unsuru;

- Resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek

- Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek

- Sahte resmi belgeyi kullanmak

Sadece kamu görevlisi tarafından işlenebilecek m. 204/2 uyarınca hareket unsuru ise “Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi…” şeklinde düzenlenmiştir.

Söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur.

  • Suçun Manevi Unsuru

204. maddede düzenlenen suçlar yalnızca kasten işlenebilir, taksirle işlenmesi olanaklı değildir.

  • Suçun Nitelikli Hali          

TCK’ya göre resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU

Suçun Faili ve Mağduru

TCK m. 207’ye göre; “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.”

Yani bu suç kapsamında fail herhangi bir kimse olabilir. Özgü suç olarak düzen­lenmemiştir.

Özel belgeler, resmi belgeler kadar olmasa da kanıt niteliği taşımaları ve huku­ki sonuç doğurmaları nedeniyle hukuki işlemlerde güven duyulması gereken ve bu nedenle korumaya değer belgelerdir. Fakat özel belgelerle güvenceye alınan kişisel yararlar da ön plana çıkmaktadır.[1] Bu nedenle bu suçta da resmi belgede sahtecilik suçunda olduğu gibi mağdur toplumdur. Fakat bireysel yarar sahiplerinin özel belgede sahtecilik suçun da daha çok mağdur konumuna yaklaştıkları ifade edilebilir.

Suçun Maddi Unsurları

  • Belge

Bu suçun maddi konusunu özel belgeler oluşturmaktadır. Özel belge ise yukarıda belirttiğimiz bir belgenin resmi belge sayılmasını gerektiren unsurları kendisinde taşımayan belgeler­dir.  Fakat özel belgenin de belge niteliğini taşıması gerekmektedir. Yani kamu görevlisi olmayan bir kimse tarafından, yazılı niteliği haiz bir evrakın, hukuki sonuç doğurabilir mahiyette düzenlenmesi durumunda özel belgenin varlığı söz konusu olur. Özel belgelere örnek olarak; kira sözleşmesi, kredi sözleşmesi, adi senet, fatura, mal beyanı, sigorta giriş bildirimi, mektup, tahliye taahhüdü, dilekçe verilebilir.

  • Hareket

-  Bir özel belgeyi sahte olarak düzenlemek

- Gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek ve kullanmak (Bu seçimlik harekette özel belgenin aldatılacak mahiyette değiştirilmesi yeterli olmayıp suçun oluşabilmesi için kullanma şartının da gerçekleştirilmesi gerekmektedir.)

- Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanmak fiilleri bu suçun hareket unsurunu oluşturmaktadır.

  • Suçun Manevi Unsuru

Özel belgede sahtecilik suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle taksirle işlenemez. Bu suç için aranan kast genel kasttır. Özel kast aranmaz.

Yargıtay, özel belgede sahtecilik suçunun zarar verme bilinciyle işlenmesi ge­rektiğini belirtmektedir. Yani failin sahtecilik yapma kastı olmalıdır. Örneğin eşinin bilgisi dâhilinde, eşinin evini kiraya verirken sözleş­meyi eşi adına imzalayan kişinin “sahtecilik kastının bulunmadığını” bu nedenle kişinin bu suç kapsamında yargılanamayacağını ifade etmektedir. (Yargıtay 6.CD. 4.6.2001, 9249/9165.)

  • Suçun Nitelikli Hali

 

TCK’da daha az cezayı gerektiren hal başlığı altında sahtecilik suçlarıyla ilgili olarak cezayı azaltan nitelikli hal öngörülmüştür. Bu maddeye göre; “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.”


[1] Toroslu, Ceza Hukuku Özel Kısım, Ankara 2005, s. 239.